Öğretmen Eğitiminde Birinci Round Sonuçları Hakkında

posted Feb 13, 2014, 10:09 AM by M. Sencer Corlu   [ updated Jul 22, 2015, 7:41 AM by M. Sencer Corlu ]
Selamlar:

Her ne kadar TED Eğitim ve Bilim dergisinde çıkan makalede (Safran, Kan, Ustundag, Birbudak, & Yildirim, 2014) varılan sonuçlara gerektiğinden fazla önem vermenin, öğretmen seçme sisteminin test sonuçlarına bağlı olmasını, yani 145 farklı alanın öğretmeninin büyük ölçüde aynı sorularla ölçülmesini, onayladığım manasına gelmesinden endişe ediyor olsam da, çalışmanın önemli olduğunu düşünuyorum çünkü artık elimizde karşılaştırma yapacağımız bir kriter var. 


Karşılaştırma Kriterleri:

TED Eğitim ve Bilim'de çıkan makalede (Safran, et al, 2014) aritmetik ortalamalar ve değerlerini kullanarak aşağıdaki etki büyüklüklerini hesapladım (Cohen's d değerlerinin iki grup arasındaki farkın kaç standard sapma olduğunu gösterdiğini hatırlatayım). Seneye ikinci round sonuçları açıklandığında ya da benzer bir çalışma sonuçlarını yorumlarken  bu değerlere bağlı olarak yorum yapabiliriz. Yoksa elimizde bir kriterimiz olmadan bu etki büyüklüklerine küçük-büyük deme hatasına düşmeyelim:


Fizik = 0.19 

Kimya = 0.20

Biyoloji = 0.20

Matematik = 0.1

Tarih =0.06

Coğrafya = 0.09

Edebiyat = -0.13


İkinci bir önerim ise örneklem büyüklükleri çok büyük olduğu için istatistiksel olarak manalı (p<.05) farkın çıkması çok da şaşırtıcı olmamalı. Buna ve yukarıda hesapladığım etki büyüklüğü (Cohen's d) değerlerine dayanarak %80 düzeyinde güç (1-beta) ve alpha=.05 alarak bir güç analizi yaptığımda ortaya çıkan minimum örneklem sayılarını da aşağıda veriyorum. Bundan sonra bu konuda çalışacak araştırmacıların aşağıdaki örneklem büyükluklerini çok aşmamalarını öneririm.


Fizik = 872

Kimya = 788

Biyoloji = 788

Matematik = 3142

Tarih =8724

Cografya = 3878

Edebiyat = 1860


Sekil 1. Safran, Kan, Ustundag, Birbudak, & Yildirim, 2014

Bu noktada Alan Öğretmenliği Programları’na 2013-2014 öğretim yılında öğretmen adayı alınmaması kararı üzerine FeTeMM Çalışma Grubu Websayfasında Prof. Dr. M. Ali Çorlu'nun görüşünden iki maddeyi hatırlatmakta yarar var:
  • "8. 2012 KPSS- Öğretmenlik sınavına alan bilgisini ve alan öğretmenliği bilgisini ölçen soruların da dahil edilmesi takdir edilmektedir. Ancak hali hazırda teorik eğitim bilimlerinden 80 soru (%20 ağırlıkta), alan bilgisinden 40 soru sorulurken (%40 ağırlıkta), alan öğretmenliği bilgisi sadece 10 soru (%10 ağırlıkta) ile ölçülmektedir. Alan öğretmenliği bilgisinin test edilmesi öğretmen seçme sisteminin ana amacı olmalıdır." 
  • "3. Alan öğretmeni eğitimi programındaki hiçbir eğitim dersi, alandan bağımsız verilmemelidir. Bu programdaki tüm eğitim dersleri alan eğitimcileri tarafından verilmelidir." (Çorlu, 2013)
Devam ediyorum:
  • Varsayım1: Ögretmenliğin hala bir meslek olarak kabul edilmemesi.
  • Sorun 1: Yasayla belirlenen yetkileri dahilinde olması gereken öğretmen yetiştirmede, alan eğitimcileri ne öğretmen adaylarını seçebiliyor, ne de kendi belirledikleri dersleri vermelerine izin veriliyor. Alan eğitimcilerine birileri sürekli olarak annelik-babalik yapma gereği duyuyor.
  • Sorun 2: KPSS sorularının dağılımı.
  • Sorun 3: PISA-TIMSS-OSS sonuçları ve toplumun tüm kesimlerinin şikayetleri.
  • Sonuç: Yetkilerine nispeten sorunlardan en az sorumluluğu olan alan eğitimcilerinin günah keçisi olarak kullanılması.
  • Çozüm: Ögrencilerinin hangi matematik (ya da fen, kimya, ya da tarih, coğrafya) konularında eğitim almaya ihtiyacı olduğuna da alan eğitimciler karar verebilmeliler. Bu konuda "alan bilgisi-content knowledge" ya da "gelecek bilgisi-mathematical horizon"in ne içerdiğini tartışabiliriz, ya da akreditasyon dernekleri bu konuda minimum kredi barajları koyabilirler. Ama kararı alan eğitimcileri vermelililer ki sorumluluklarıyla yetkileri arasında bir bağ olsun.

Bu aşamada bazı araştirmacıların sorduğu iki soruyu burada tekrarlayacağım ki bu soruların cevaplarını merak etmeden, öğretmen eğitiminde neden böyle büyük yaygara koptuğunu anlamak zor. 
  1. Fen Edebiyat Fakültesi mezunu olup formasyon programları ile öğretmen olarak atananların kaçı gerçekten öğretmenlik mesleğinde kalıyor? 
  2. Kaçı devlet memuru olarak atandıktan sonra başka kurumlara geçiyor? (Çorlu, 2013)
Bitiriyorum:

Bu kadar hesap içinde hesap varken, iş eninde sonunda istihdam, devlette memurluk ve Varsayim1 ile alakalı olmaya devam ettiği sürece, Sorun 3'un sorumluluğu kime ait olmalı? İş çıgrından çıkıp, günah keçisini ortadan kaldırmaya kadar varır mı?

Iyi dileklerimle,

M. Sencer Corlu, PhD
13 Subat 2014

Diğer Kaynaklar:
Comments