Yazılı sınavlardan birinin merkezi olarak organize edilmesi hakkında

posted Feb 13, 2014, 10:07 AM by M. Sencer Corlu   [ updated Feb 13, 2014, 10:07 AM ]
Selamlar:

İçimde bir ukde olarak kalan öğretmenlerin yazılı sınavlarından birinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından merkezi olarak organize edilmesi konusuna savrulmuş oldum. Şöyle ki: 

Türkiye'deki ögretmenlik günlerimden hatırladığım kadariyla, cebir ve denklemler müfredatta 7.sınıftaydı. Buna rağmen 6. sınıf öğrencilerinin, tam sayılara kısa bir girişten sonra, X'lerle Y'lerle bilinmeyen kavramını ve denklem çözümlerini öğrenmeleri için uygun bir ortam yaratmaya çalışırdık. Sonuçta çocuklar bunu ilkokuldan beri kutu şeklindeki sembollerle yapıyorlardı. Beraber öğretmenlik yaptığımız için kendimi şanslı saydığım, Aslı F. Ersoz Hocam -şimdi Boğaziçi'nde Yardımcı Doçent - ve bölüm başkanımız Nazım Hamdioğlu Hocamla beraber Fen ve Matematik zümresinde tartışır, müfredatta bazen böyle oynamalar yapardık: Örneğin, tessellations konusu müfredatta yoktu o senelerde ve öğretmenler arasında da bilinmiyordu ama biz yıllık planlarımıza koymuştuk. Fen ve matematik dersleri bağımsız işlenirdi, biz ortak bir zümrenin parçası olarak sürekli paylaşırdık. Komik şekilde, Aslı ile benim ortak paylaştığımız odamız fen laboratuvarının malzeme odası idi: Fizikçi bir babanın oğlu olduğumu hatırda tutarak, tüm bunlardan sonra hala "neden FeTeMM'e bu kadar kafayı taktın" demiyorsunuzdur sanıyorum. 

Metot dersinde öğretmen adaylarına bahsederim: Simpsons'in bir bölümünde Bart matematik dersi işlenmesin diye öğretmenin kaynak kitabını, teacher's edition, çalıyor ve gerçekten de öğretmen kalakalıyor ve dersi işleyemiyor. Burada bir parantez icinde sorulması gerekiyor, öğretmenlik nedir, ne degildir? 

Gerçekten de öğretmenliğimin o ilk senelerinde Nazım Hocamın, "Millî Eğitim Bakanı gelse sınıfına girmek için önce senden izin almak zorunda", sözünü hiç unutmuyorum. Şimdi öğretmenlerin ellerinden sınıf içi değerlendirme hakkının alındığını görünce üzülmüyor değilim. Merkezi sınavların öğrencinin notuna etki etmesini bir öğretmen olarak böyle yorumluyorum. Sınıf benim sınıfım (teaching), öğrenciler benim öğrencilerim (learning) ama değerlendirilmelerinden ben sorumlu değilim (assessment). Metot derslerinde bu üç kavramın birbirinden ayrılamaz olacağını söylüyorum. Not defterime en ufak müdahaleyi namus meselesi gibi algılıyorum. Bunu başka nasıl anlatabilirim bilemiyorum.

Parantez içindeki ikinci bir konu ise müfredatin esnek olarak yorumlanması gerektiği. Bu FeTeMM prensibi yeni müfredatin girişinde müfradatı hazırlayanlar tarafından da söyleniyor. Ama bu yeni getirilen merkezi sınavlarla öğretmenliğimin kontrol edilmesi yine bir öğretmen olarak bana ağır geliyor; uzmanlığıma yani mesleğime karışıldığını hissediyorum - hissederdim. Amerika'lilarin accountability yani hesap verilebilirlik dedikleri şeyi yanlış yorumluyoruz gibi geliyor.

Buraya kadar kafanızı şişirmeden kendimi okutabildim ise sizlere güzel bir pazar günü dileme fırsatını kaybetmemişim demektir.

İyi dileklerimle,

M. Sencer Corlu, PhD
8 Aralık 2013

Diger Kaynaklar:
  • Corlu, M. A. (2013). Türkiye’de alan öğretmenliği formasyon eğitiminde mesleksizleştirme politikaları [De-professionalism in Turkish teacher education]. Paper presented at 1. Ulusal Fizik Eğitimi Kongresi, Ankara, Turkey. Retrieved from http://fetemm.tstem.com/calismalarimiz/mesleksizlestirme
Comments